Tez özetleri Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı 1



Download 0.98 Mb.
Page18/22
Date06.08.2017
Size0.98 Mb.
#27811
1   ...   14   15   16   17   18   19   20   21   22

ÇEKLİ Serap


Danışman : Prof.Dr. Hakan Ali ÇIRPAN

Anabilim Dalı : Elektrik-Elektronik Mühendisliği Anabilim Dalı

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Hakan Ali ÇIRPAN

Prof.Dr. Osman Nuri UÇAN

Prof.Dr. Serhat ŞEKER

Prof.Dr. Sıddık YARMAN

Prof.Dr. Mahmut ÜN
Telsiz Algılayıcı Ağlar İle Genişbant Kaynak Konum Kestirimi

Bu çalışmada, dağınık bir algılayıcı ağında genişbantlı temel bant işaret yayan kaynakların konum kestirimi için zaman bölgesinde (domeninde) çözümü yapılan ve EBO (En Büyük Olabilirlik) algoritması tabanlı bir yöntem önerilmiştir. Bazı uygulamalarda ilgilenilen kaynak işareti genişbantlı temel bant (broadband) işaretidir, örneğin; çoğunlukla akustik kaynaklar gerçel değerli (reel) module edilmemiş temel bant işareti yaymaktadır. İşaret genişbantlı temel bant işareti olduğu durumda darbantlı işaret durumunda olduğu gibi işarete ilişkin zaman gecikmeleri basit faz kaymaları şeklinde ifade edilememektedir ve kaynak konumlandırma probleminde göz önüne alınmalıdır.

Bu çalışmada özellikle akustik kaynak konumlandırma için zaman domeninde (time domain), zaman gecikmesi telafili EBO kestirimcisi önerilmiştir ve EBO yönteminin hesap karmaşıklığını azaltmak için çözüm Beklenti En Büyükleme (BEB) tekniği ile yapılmıştır. Algılayıcılar alanda dağınık halde bulunduğundan kaynaktan yayılan işaret algılayıcılara farklı genlik ve zaman gecikmeleri ile varmaktadır. Bundan dolayı algılayıcılar tarafından alınan işaretler birbirinin gürültülü benzerleri olmaktadır. EBO kestirimcisi ile çözüm yapabilmek için kaynak işaretinin zaman gecikmesinden bağımsız biçiminin kullanılması gerekmektedir. Algılayıcıların konumları bilindiğinde algılayıcıların aldığı işaretlerdeki bağıl zaman gecikmelerinden yola çıkılarak işareti yayan kaynağın yeri bulunabilir. Bu zaman gecikmeleri kaynak ile her algılayıcının yeri arasındaki mesafeye bağlıdır. Dolayısıyla bu zaman gecikmeleri genişbantlı temel bant işaret yayan kaynağın zaman domeninde konum kestirimini yapmak için kullanılan algoritmada telafi edilmelidir.

Önerilen zaman gecikmeleri EBO çözümünde kovaryans matrisinin hesaplanması esnasında kullanılmaktadır. Çoklu kaynak durumunda parametre vektör uzayı genişletilerek kaynak konumlandırması yapılmakta ve tatmin edici sonuçlar alınmaktadır. Bu yaklaşım bilinmeyen genişbantlı temel bantlı kaynak işareti için EBO algoritmasının bir uyarlaması olarak düşünülebilir. Literatürde bilinen ve zaman gecikmelerinin işin içine katılmadığı EBO yöntemine nazaran daha iyi sonuç alınmaktadır. İşaretin istatistiksel özelliklerine ihtiyaç yoktur. Yöntem kaynakların konumunu bulabilmekte, uygulanması kolay ve aynı zamanda dar bantlı işaretlerde için uygundur.


Kaynak konumu kestirimi yaparken kullanılan kestirim yönteminin teorik olarak limitlerinin bilinmesi faydalı olacaktır. Bu yüzden bir kestirimcinin varyansının (değişintisinin) alt sınırının belirlenmesini sağlayan bir yöntem olan Cramer Rao Sınırı (CRS) kullanılmaktadır. Yöntemin verimliliğini göstermek için çıkarılan CRS ifadeleri ile kullanılan kestirimcinin varyansı karşılaştırılmıştır. Ayrıca algoritmanın başarımını gösteren benzetim örnekleri sunulmuştur.
Wideband Source Localization Using Sensor Networks

In this study, an algorithm based on the ML (Maximum Likelihood) algorithm is proposed for the localization of the broadband sources in the time domain. The sources are in the close range of the randomly distributed sensors. In some applications the source signal of interest is broadband, for example; most of the acoustic emitter signals are unmodulated and broadband signals. The time delay depends on the signal frequency and thus, time delays cannot be defined as simple phase shifts for broadband signals. When a broadband source is located in the sensor network field, the time delays which depends on the relative distance between the sensors can not be ignored.

In this study, an observation time compensated based broadband source location estimation procedure is developed in the time domain. The ML estimation causes messy calculations and high computational cost. Therefore, this problem eliminated by employing the EM (Expectation Maximization) technique which is an effective tool for the heavy calculation steps. The signals at the outputs of the sensors are the signal delayed versions of each other since the sensors are deployed in the field randomly. The time delays cannot be expressed as simple phase shifts. The relative time delays can be used to estimate the source location when the locations of the sensors are known. The relative time delays involved with each sensor reading are taken into consideration in the proposed time compensated ML (TCML) solution in order to provide a high estimation performance. Hence, the time delays in particular should be compensated in the corresponding algorithm when processing the broadband source signal in the time domain.

The time shifts are included in the solution of the proposed time delay compensated ML solution. In the case of multiple sources, the TCML method can provide satisfactory estimation accuracy for multiple source locations by expanding the parameter vector space. The approach can be considered as an adapted version the ML algorithm for unknown deterministic broadband source signals in time domain. The adaptation enables the approach better and prevailing estimation performance than the ML estimation procedure which is used for the parameter estimation in the literature. There is no need for the statistical properties of the source signals. The proposed method is capable of resolving the individual positions of each source, easy to implement, and applicable for both narrow and broadband signals.

It is useful to take the theoretical performance limit into consideration of an algorithm which is used to estimate the source location parameters. Therefore, Cramer Rao Bound (CRB) is an convenient statistical tool to determine the achievable lower bound of the estimation variance of an estimator. The effectiveness and the estimation performance of the proposed approach are illustrated by comparing the estimator variance and the derived CRB expressions. In addition, the simulation results that support the performance of the algorithm are given.

ÖZÇELEP Yasin

Danışman : Prof. Dr. Ayten KUNTMAN

Anabilim Dalı : Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Ayten KUNTMAN

Prof. Dr. Osman Nuri UÇAN

Prof. Dr. Oğuzhan ÇİÇEKOĞLU

Prof. Dr. Sıddık YARMAN

Prof. Dr. Ali ZEKİ


Güç MOSFET’ lerinin Güvenilirlik Analizi

Bu tezde, güç MOSFET’ lerinin üzerinde çok fazla çalışma yapılmamış olan güvenilirlik analizi yapılmıştır. Bu analizle güç MOSFET’ lerinin yorma sonucu parametrelerindeki değişimler incelenerek hem bozulma mekanizması açıklanmaya çalışılmış, hem de MOS yapılarda yorma sonucu oluşan tuzaklar ve tuzaklanan yükler hakkında yapılmakta olan çalışmalara katkı sağlanması amaçlanmıştır.


Bu amaçla, iki farklı güç MOSFET’ i tipinin geçidine, tranzistörlerin maksimum çalışma geriliminin üzerinde ve geçit oksitini tamamen kırmayacak bir yorma gerilimi uygulanarak tranzistör parametrelerindeki değişimler incelenmiştir.
Yorma öncesi ve yorma sonrası tranzistörlerin çıkış akımları ölçülerek, yorma kaynaklı değişimler zaman bağlı olarak belirlenmiştir. Bu değişimlerden yararlanılarak güç MOSFET’ lerinin çıkış akımı, eşik gerilimi, mobilite, çalışma direnci, kanal direnci, kapasite, ara yüzey ve oksit tuzakları, kanaldaki yük yoğunluğu, kanal boyu değişimleri incelenmiştir.
Her iki tranzistör tipi için yapılan incelemelerde tranzistör parametrelerinin yorma etkisiyle aynı şekilde değişmediği görülmüştür. Yorma sonucu tranzistör parametrelerinde oluşan değişimlerin ana nedeni olarak gösterilen Si-SiO2 ara yüzeyindeki ve geçit oksitindeki tuzaklar ve bu tuzaklara giren yükler her iki güç MOSFET’ i tipi için gösterilmiştir.
Tranzistör parametrelerinde yorma kaynaklı oluşan değişimlerin ana nedeni olan ara yüzey ve oksit tuzaklarının değişimini kullanarak tranzistör parametrelerindeki yorma kaynaklı değişimler belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla tranzistör parametelerindeki değişimlerin tuzaklar cinsinden ifadeleri çıkarılmıştır. Sadece tuzak değişimleri kullanılıp tranzistör parametrelerindeki değişimler elde edilmiştir.

Reliability Analysis of Power MOSFETs

In this thesis, a work on reliability analysis of power MOSFETs, which, so far, has not been studied extensively, has been done. In the work, stress induced changes in the parameters of power MOSFETs have been examined and an explanation to the mechanism of degradation has been attempted. This work also aims to contribute to the literature about the stress induced traps and trapped charges in MOS structures.


For this purpose, a stress voltage was applied to the gates of two different types power MOSFETs. The stress voltage was chosen such that it is above the maximum operating voltage, short of breaking the gate oxide. From these experiments, changes to the transistor parameters were determined.

Stress induced changes were determined depending on time by measuring the output current of the transistors before and after the stress. Output current, threshold voltage, mobility, on-state resistance, channel resistance, capacitance, interface and oxide traps, the density of load in the channel, the channel length were investigated by using the measurement results.


The two types of transistors were not effected in the same way from the stress voltage. Traps and trapped charges in Si-SiO2 interface and gate oxide which are the main reason of the transistor’ s parameter changes were shown for both types of power MOSFETs.
Using the changes to the interface and oxide traps, stress induced changes to the transistor parameters were sought to be determined. In order to do this, the changes in the transistor parameters based on trap changes were formulated. Using only these trap changes, the changes in transistor parameters were determined.
İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ
ULUBEYLİ Serdar
Danışman : Prof. Dr. Ekrem MANİSALI

Anabilim Dalı : İnşaat Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Ekrem MANİSALI (Danışman)

Prof. Dr. Alaattin KANOĞLU

Prof. Dr.Tuncer ÇELİK

Prof. Dr. Ahmet SERTBAŞ

Prof. Dr. Kadir GÜLER


Uluslararası İnşaat Projelerinde Alt Yüklenici Seçimi İçin Bulanık Çok Ölçütlü Karar Verme Modeli

Bu çalışmada ana yüklenici şirketlerin, üstlendikleri uluslararası inşaat yatırımlarında birlikte çalışacakları alt yüklenici firmaları seçme süreçleri üzerinde durulmuştur. Bu açıdan çalışma iki farklı perspektif göz önüne alınarak irdelenmiştir. Öncelikli olarak alt yüklenicilik ve buna bağlı seçim süreci detaylı bir şekilde incelenmiş, daha sonra ise konuya destek sağlaması amacıyla uluslararası inşaat sektörü ile ilgili genel özellikler ele alınmıştır.

Çalışma kapsamında alt yükleniciliğin çeşitli tanımlarından, farklı ülkelerdeki mevcut durumundan, ortaya çıkış sebeplerinden, sahip olduğu üstün ve zayıf yönlerinden, pratikte karşılaşılan problemlerden, ilgili sözleşme türlerinden ve inşaat sektöründeki uygulanış şeklinden bahsedildikten sonra alt yüklenicilerin kendi çalıştırdıkları taşeronlara değinilmiş ve ana yüklenicilerle olan ortaklığa dayalı ilişkileri hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Konuyu tamamlayıcı nitelikteki uluslararası inşaat projeleri açısından ise şirketlerin küresel pazarda iş yapma sebepleri ve böylece sahip oldukları avantajlar ile dezavantajlar açıklanmıştır. Ayrıca Türk firmalarının bu pazardaki geçmişleri anlatılmıştır.

Çalışmanın uygulama kısmında, anketin yapıldığı şirketlerin demografik özellikleri sunulmuş ve bu firmalarda alt yüklenicilik uygulamalarının mevcut durumu saptanmıştır. Buna ek olarak, alt yüklenici seçim süreci aşamaları ve bu aşamaları oluşturan ölçütler ortaya konarak, bulanık küme teorisi yardımıyla geliştirilen modelin uygulama ilkeleri örnek bir inşaat yatırımı üzerinde açıklanmıştır. En son bölümde ise çalışma ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır.

  

Fuzzy Multiple Criteria Decision Making Model For Subcontractor Selection in International Construction Projects

In this study, the subcontractor selection process of main contractors was considered for international construction investments. In this respect, the study was examined by means of two different perspectives. First, subcontracting and related qualification process were investigated in detail. It was then dealt with general characteristics of the international construction industry in order to support the main theme of the present study.

Throughout the literature chapter, subcontracting was clarified from several viewpoints such as definitions, existing position in different countries, causes of application, advantages and disadvantages, problems in practice, contract types, and the application style in the construction sector. After that, detailed knowledge on partnering with main contractors and multi-tier subcontracting were given. In terms of international construction projects as a complementary subject, reasons for doing business in the global market were explained as well as related advantages and disadvantages. Furthermore, the background and past experiences of Turkish contractors in this market were described.

In the findings section, demographic features of surveyed companies were presented and existing conditions of subcontracting practices in these firms were determined. Moreover, each stage of the subcontractor selection process was revealed together with criteria composing all stages, and application principles of the fuzzy model developed were introduced via a case analysis. In the last part of the study, a concluding evaluation was carried out, including discussion and results.



DAMCI Erdem

Danışman : Prof. Dr. Namık Kemal ÖZTORUN

Anabilim Dalı : İnşaat Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Namık Kemal ÖZTORUN (Danışman)

Prof. Dr. Tuncer ÇELİK

Prof. A. Zafer ÖZTÜRK

Prof. Dr. Ekrem MANİSALI

Prof. Dr. Kadir GÜLER

Yapıların Doğrusal Olmayan Çözümlenmesi ve Deprem Performansları

İnşaat mühendisliğinde son yıllarda yaygınlaşan performansa dayalı tasarım kavramı, mevcut yapıların değerlendirilmesinde ve güçlendirilme aşamalarında geniş ölçüde kullanılmaya başlanmıştır. Tez çalışmasında, performansa dayalı tasarım kavramının en temel aracı olan statik itme yöntemleri ele alınmıştır. Bu amaç doğrultusunda, yapıların dış yükler altındaki doğrusal olmayan davranışlarını göz önüne alarak, deprem tesiri altındaki üç boyutlu yapı performansını inceleyebilmek için geliştirilmiş iki farklı statik itme (pushover) yöntemi sunulmuştur. Her iki yöntemde de hem geometrik doğrusal olmayan davranış hem de malzemenin doğrusal olmayan davranışı hesaba katılmıştır. Birinci yöntem, doğrusal olmayan elasto-plastik analiz için geliştirilmiştir ve plastik mafsal kabulünü esas almaktadır. İkinci yöntem ise yapı elamanlarını oluşturan malzeme davranışını dikkate almakta ve eğilme rijitliğinin değişimini moment-eğrilik analizleri ile hesaba katmaktadır.

Örnek olarak seçilen bir betonarme bina modeli üzerinde, geliştirilen özgün bilgisayar yazılımları kullanılarak, değişik kabullerle statik itme analizleri yapılmıştır. Plastik mafsal analizi ile moment-eğrilik analizi sonuçları mukayese edilmiş ve moment-eğrilik analizi ile daha gerçekçi sonuçlar elde edildiği gözlenmiştir. Farklı analizlerden elde edilen yük-yer değiştirme eğrileri incelenmiş ve performans noktalarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Analizler arasındaki bünyevi farklılıkların performans noktasının tespiti üzerindeki etkileri de incelenmiştir.

Non-Linear Analysis and Earthquake Performance of Structures

The concept of performance based design becoming widespread in civil engineering in recent years, has begun to use widely in evaluation of existing structures and in the phase of the buildings’ strengthening. In this study, the static pushover analysis methods which is the most basic tool for the performance based design concept is discussed. In accordance with this aim, two different static pushover methods developed to study three dimensional performance under earthquake forces are presented by considering the non-linear behaivour of structures under external loads. In each methods, both geometric non-linear behaivour and material non-linearity is taken into account. The first method is developed for the non-linear elasto-plastic analysis which is based on the plastic hinge assumption. The second method considers the material behaivours of structural elements and realizes the variation of flexural rijidities with moment-curvature analyses.

On a concrete structure model selected as a sample, static pushover analyses are performed with different assumptions by developed original computer softwares. The results of plastic hinge analysis are compared with the results of moment-curvature analysis and, it is observed that more realistic results are obtained by means of moment-curvature analysis. Load-displacement curves obtained from different analyses are examined and performance points are evaluated. The effects of chracteristic differences among anlyses on the determination of performance point is studied.

GİRAN Ömer

Danışman : Prof. Dr. Ekrem MANİSALI

Anabilim Dalı : İnşaat Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Ekrem MANİSALI (Danışman)

Prof. Dr. Namık Kemal ÖZTORUN

Prof. Dr. Tuncer ÇELİK

Prof. Dr. Necmettin AKTEN

Prof. Dr. İlker ÖZDEMİR

İnşaat İşletme Yönetiminde Bilgi Ambarlama

Proje başlangıcı ve bitişi belirlenmiş faaliyetler bütününün zaman ve bütçe kısıtları içinde bir hedefi gerçekleştirme planıdır. İnşaat sektöründe yapılan her iş proje tanımına girmektedir. Amacı, projeleri hedeflere uygun olarak gerçekleştirmek olan bir sektörde, doğru kararların kaynağı olacak bir bilgi ambarı oluşturmak ve devamlılığını sağlamak zordur.

Bilgi ambarlama, bitirilmesi gereken bir proje değil aksine devam ettirilmesi gereken bir süreçtir. Bu nedenle inşaat sektörü açısından bilgi ambarı konusu, bunu gerçekleştirecek ve kullanacak olan yönetimde alışıla gelmiş düşünce yapısının değişmesiyle gerçekleştirilebilir. Aksi halde ambarlanan verinin rafta duran evraktan bir farkı kalmaz.

Yapılan çalışmada ilk olarak literatür incelenmiştir. İnşaatın yönetimi açısından bakıldığında, sektörün tam homojen bir yapıya sahip olmamasının da etkisiyle çalışmaların sınırlı kaldığı tespit edilmiştir.

İkinci aşama olarak kısıtlar ortaya konmuş ve sektörde inşaat yönetimi açısından ortak noktalar incelenmiştir. Tespit edilen ortak noktalardan yola çıkılarak bir bilgi ambarı oluşturulmuştur.

Çalışma kapsamında oluşturulan model, her inşaat şirketinin kendine has yapısı da düşünüldüğünde, şirket bazındaki uygulamalarda bir başlangıç olarak görülebilir. Model şirketin yönetim anlayışına, vizyon ve misyonunun gerektirdiği her türlü planlama ve stratejisi için adapte edilebilir ve geliştirilebilir.



Knowledge Warehousing in Construction Management

Project is the plan for accomplishing a target, which the whole activities that starts and finishs are defined, in the time and bugget constraints. Every work, in the construction industry are defined as project. In a sector, which mission is to accomplish the project targets appropriately, it is hard to form and provide the permanence of a knowledge warehouse that will be the source of the right decisions.

A knowledge warehouse is not a project to be accomplished, on the contrary it is a process that must be continued. Therefore for the construction sector, the knowledge warehouse subject can be realizable when the people, that will achive and use the system, must change their managerial thoughts that are being used. Otherwise the data, that were warehoused, is not different from doccument that is stands on a shelf.

In the prepared work, first the literature is examined. It is determined that, when checked out for construction management perspective, the effect that being a non homogen structure of the sector, the studies are limited.

Second step, the constraints are put forward and in the sector, the common subjects are examined for the construction management perspective. The knowledge warehouse is accomplished through out the defined common subject.

Model that formed in the scope of the work, also considering the speciality of the every construction company, can be seen as the start point for the company based applications. The model can be adapted and developted for the company’s management perspective and every planning and strategy requirements for vision and mission.


AKÇAY Cemil

Danışman : Prof.Dr. Ekrem MANİSALI

Anabilim Dalı : İnşaat Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Ekrem MANİSALI

Prof.Dr. Tuncer ÇELİK

Prof.Dr. M. Fahriye KILINÇKALE

Prof.Dr. İlker ÖZDEMİR,

Prof.Dr. Necmettin AKTEN

Avrupa Uygunluk Kriterlerine Göre Bir Kamu İhale Karar Destek Modeli

Kamu alımları için harcanan kaynak miktarı gelişmekte olan ülkelerde Gayri Safi Milli Hâsılanın yaklaşık %15’ini oluşturmaktadır. Kıt kamu kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılması kamu alım sistemi ile doğrudan ilişkilidir. Kamu ihale sisteminde temel amaç istenen kaliteyi en uygun fiyata temin etmektir.

Ülkemizde 2007 yılında yapılan kamu alımlarının %40’ı yapım işlerini kapsamaktadır. 2007 yılı içerisinde yapım işleri için harcanan rakam yaklaşık 26 Milyar YTL’dir. Yapım işi projelerinde hedef, projenin kalite, süre ve maliyet üçgeni içerisinde optimum noktada tamamlanmasıdır. Bu da yapım işlerinde ihale süreci düşünüldüğünde Ekonomik Açıdan En Avantajlı Teklifin belirlenmesi ve Aşırı Düşük Tekliflerin değerlendirilmesi aşamasını ön plana çıkarmaktadır.

Öncelikle bu çalışma kapsamında 2006 yılından itibaren Avrupa Birliği üyesi ülkelerin hizmet, mal ve yapım işi ihalelerinde uymak zorunda oldukları 2004/18/EC Kamu İhale Direktifi ile ülkemizde uygulanmakta olan 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu incelenmiş ve uygulamada karşılaşılan sorunlar bu doğrultuda değerlendirilmiştir.

Kamu İhale Karar Destek Sistemi’nin oluşturulabilmesi için sözel ifadelerin kolaylıkla modellenebildiği insan düşünce yapısına yakın olan ve karar verme süreci gibi direk karar vericinin bilgi, tecrübe ve deneyimini yansıtmasına olanak sağlayan Bulanık Mantık Sistemi incelenmiştir. Bulanık Mantıkla Karar Destek Sistemi oluşturulması adımları takip edilerek bu konuda yaygın olarak kullanılan Matlab programı ile Bulanık Modelleme yapılması konusu ele alınmıştır.

Daha sonra 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde Uygulama (Saha) çalışması yapılmıştır. Özel bütçeli bir kuruluş olan Kamu İhale Kanununa tabi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı bünyesinde 2004-2007 yılları arasında yapılan Yapım İşi İhaleleri incelenmiştir. İnceleme sonucunda son yıllarda yapılan sekiz adet ihale süreci, sözleşme sonrası uygulama aşamaları ele alınmıştır. İhalelerde değerlendirme dışı kalan firmaların elenme gerekçeleri sıralandıktan sonra Ekonomik Açıdan En Avantajlı Teklifin belirlenmesi ve Aşırı Düşük Tekliflerin değerlendirilmesi amacıyla belirlenen kriterlerin sonuç üzerindeki etkileri ortaya konulmuştur.

Son bölümde 2004/18/EC AB Kamu İhale Direktifi ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde Yapım İşleri ihaleleri için Ekonomik Açıdan En Avantajlı Teklifin belirlenmesi ve Aşırı Düşük Tekliflerin değerlendirilmesi konuları ayrıntılı olarak irdelenmiştir. AB Direktifleri doğrultusunda AB üyesi ülkelerde Ekonomik Açıdan En Avantajlı Teklifin belirlenmesinde fiyat dışı unsurların kullanıldığı iki adet model incelenmiştir. İnceleme neticesinde Fiyat dışı unsurların ancak spesifik yapım işlerinde uygulanabileceği sonucuna varılmıştır.

Bu aşamada Aşırı Düşük Tekliflerin değerlendirilmesi konusu ön plana çıkmıştır. Bu doğrultuda AB Kamu İhale Direktifi, AB tarafından kurulan Aşırı Düşük tekliflerin önlenmesi konusunda çalışma yapan komisyonunun önerileri, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Kanunu çerçevesinde yapılan uygulama çalışması sonucunda Aşırı Düşük Tekliflerin değerlendirilmesine yönelik bir Kamu İhale Karar Destek Modeli Matlab programı yardımıyla Bulanık Mantık tabanlı geliştirilmiştir.

Geliştirilen karar destek modeliyle incelenen beş adet ihaledeki aşırı düşük teklifler değerlendirilerek komisyon kararları ile karşılaştırılmış ve sonuçlar üzerinde tartışılmıştır. Modelde lineer veya lineer olmayan bulanık kümeler kullanılmasının sonuç üzerinde etkili olmadığı ortaya konmuştur. Durulaştırma işlemi için kullanılan Centroid ve MOM metodundan elde edilen sonuçlar birbirine yakın olmakla beraber farklılık gösterebilmektedir. Centroid metodu birleştirilmiş bulanık kümelerin ağırlık merkezini dikkate aldığı ve yaygın olarak tercih edildiği için modelde söz konusu metodun tercih edilmesi değerlendirilmiştir. İncelenen ihalelerdeki aşırı düşük tekliflerin kamu ihale karar destek modelinde değerlendirilmesi ile elde edilen bulguların ihale komisyonunun kararları ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda, modelin aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesinde kullanılmasının başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür.

 

A Public Tendering Decision Support Model According to European Confirmation Criteria

In developing countries, the amount of source spent for public purchases is about 15% of Gross National Product. Efficient usage of insufficient public sources is directly related to the public purchase system. The main idea in public tendering system is to have the quality for the most favorable price.

In our country, the %40 of the public purchases is used for construction jobs in 2007. The amount spent for construction jobs in 2007 is 26 billions YTL. The goal in construction job projects is to complete them at an optimum point within the triangle of the quality, time, and the cost of the project. In this respect, tendering process brings the most advantage economic proposal and excessive low proposals to foreground.

First, within this work since 2006, the public tendering directive of 2004/18/EC which the European Union countries must conform for their public service, goods and construction work and the 4734 numbered public tendering law were examined and the problems encountered in the application of the laws were evaluated at this direction.

GÜRER Ercan Erhan

Danışman : Prof.Dr.Ekrem Manisalı

Anabilim Dalı : İnşaat Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr.Ekrem MANİSALI (Danışman)

Prof.Dr.Namık Kemal ÖZTORUN

Prof.Dr.Ahmet SERTBAŞ

Prof.Dr.Tuncer ÇELİK ( Beykent Üniv.)

Prof.Dr.Muhittin ŞİMŞEK


Türkiye İnşaat Sektörü İçin Bir Risk Yönetim Modeli

  Bu çalışmada, dilsel ifadelerin ve uzman deneyim ve muhakemesini bulanık analitik hiyerarşi prosesi yaklaşımıyla (BAHP) sayesinde sistematik bir risk analizine dönüştüren bir karar modeli sunar.

İnşaat faaliyetlerini tehdit eden riskleri azaltmayı ifade eden RY ilk bölümde sadece inşaat sektörünü değil çoğu sektörü kapsayacak biçimde ele alınmıştır.

Malzeme ve yöntem kısmı, projelerin ve özellikle inşaat projelerinin gözardı edilemez bir parçası olan belirsizliğin ortadan kaldırılmasını amaçlayan risk yönetimine farklı bir uygulama imkanı sunabilecek bulanık yaklaşım ile analitik hiyerarşi prosesini ve onlara duyulan ihtiyaç, gelişim, işlemleri ve uygulamaları incelenmiştir. Son olarak, BAHP’nin bir yöntem olarak model için tercih edilmesindeki nedenlerden bahsedilmiştir.

Model kurma aşamasında BAHP inşaat projelerine uygulanabilirliği araştırılmış ve bu yaklaşımla Türkiye inşaat sektörü için bir çözüm seçeneği olabilecek bir risk yönetim modeli sunulmuştur.

Modelin uygulaması uluslararası inşaat ihalelerinde riski değerlendirmiştir. Sonuç ve bulguların sunulduğu son bölüm modelin etkinliğini ve türkiye inşaat sektörüne kazandıracaklarını tartışır.


 

A Risk Managemet Model For Construction Sector in Turkey

This study presents a model which transforms the linguistic terms and experiantial expert knowledge into usable and systematic model by using Fuzzy Analytical Hierarchy Process Risk Assessment.

The risk management that means to reduce the risks those threats the construction activities has been examined with accuracy and showed how to implement a sensible risk management not only in the construction sector but also the others as well.

Then, fuzzy analytical hierarchy process which can provide a different approach to risk management that aims to abolish the uncertainty which shouldn’t be disregarded in any projects, especially as part of construction projects, was analyzed in details why it’s needed for, it’s history and applications.

Modelling process contains the implementation of fuzzy analytical hierarchy process to construction risk management and presents an option for risk management in construction sector in Turkey by using the mentioned approach.

The last contains implementation of the model overseas construction projects for evaluating risks exposure at biding stage in Turkey.



YILDIZLAR Barış

Danışman : Prof. Dr. Namık Kemal ÖZTORUN,

İkinci Danışman : Prof. Dr. Ali KAHRİMAN

Anabilim Dalı : İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Namık Kemal ÖZTORUN

: Prof. Dr. Ekrem MANİSALI

: Prof. Dr. Haluk ÇEÇEN

: Prof. Dr. Tuncer ÇELİK

: Prof. Dr. Ali Malik GÖZÜBOL


Patlatma Kaynaklı Titreşimlerin Yapı Davranışı Üzerine Etkilerinin Araştırılması

Ülkemizde birçok alanda uygulanan, farklı amaçlar için gerçekleştirilen, genellikle madencilik ve inşaat sektörlerinde ihtiyaç duyulan kazı çalışmalarında, günümüzde yoğun bir şekilde faaliyetler sürmektedir. Artan nüfus ile birlikte paralel büyüyen gereksinimler söz konusu faaliyetlerin devamlılığını sağlamaktadır. Gerek metro, tünel ve boru hattı inşaatları gibi altyapı gerekse konut gibi üstyapı ihtiyaçları yine artan nüfusun getirdiği sonuçlardandır. Dolayısıyla inşaat sektörü kapsamındaki üstyapı ihtiyacının karşılanması için yeterli miktarda hammaddeye gereksinim duyulmaktadır. Hammadde ihtiyacının karşılanması amacıyla Madencilik sektörü kapsamında farklı kazı çalışması metotları uygulanmaktadır. Söz konusu metotlardan biri de son yıllarda sıklıkla başvurulan delme-patlatma faaliyetleridir.

Kazı çalışmalarında patlatma faaliyetlerin uygulanmasının ekonomik, verimlilik, kapasite ve süre açısından olumlu getirilerinin olmasının yanı sıra olumsuz çevresel sonuçları da beraberinde getirebilmektedir. Çok sayıda araştırmacı, patlatma faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel etkilerden en önemlisinin titreşim (yer sarsıntısı) etkisi olduğunu vurgulamıştır.

Çalışmanın amacı, patlatma faaliyetlerinden kaynaklanan titreşimlerin yapı davranışı üzerine etkilerini araştırmaktır. Deneysel metotlarla elde edilen, farklı frekanslara ve ivme değerlerine sahip çok sayıda titreşim kaydının tercih edilen yapı modelleri üzerinde nümerik olarak test edilmesi neticesinde elde edilen kesit tesirleri ve yer değiştirme parametreleri, Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ’in söz konusu yapıların tasarımında öngördüğü yükler altında elde edilen kesit tesirleri ve yer değiştirme değerleri ile kıyaslanmıştır. Elde edilen verilerle patlatma kaynaklı titreşimler ile Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmıştır.


The Investıgatıon Of Vıbratıons Caused By Blastıng Effects On The Behavıor Of Structures

Excavation works, which are carried out in various fields in our country with different purposes and generally required in mining and construction sectors, are extensively being performed in our day. The demand which increases in parallel to the growing population provides the basis for the continuity of aforesaid operations. The needs in infrastructure like metro, tunnel and pipeline construction as well as the needs in superstructure like residential buildings are mainly the results of population growth. Consequently, sufficient amount of raw material is required to satisfy the superstructure demand in civil work sector. Different methods of excavation works are implemented within the scope of mining sector activities to meet this raw material demand. One of the abovementioned methods is drilling-blasting activities which are frequently being used in the recent years.

The application of blasting activities in excavation works, aside from yielding positive returns with respect to economics, efficiency, capacity and duration, may lead to undesirable environmental impacts as well. Many researchers have emphasized that the most important environmental impact originating from blasting activities is vibration.

The purpose of this study is to research the effects of vibration caused by blasting activities on structural behavior. The displacement parameters and cross-section effects, which are obtained as the result of numerically testing several records of experimentally generated vibration with different frequency and acceleration values on the selected structural models, have been compared with the cross-section effects and displacement values that were measured under the load values set forth by the ‘Regulation on Buildings at Disaster Areas’ for aforesaid buildings. In this study, a correlation is aimed to be set up between the explosion based vibrations and ‘Regulation on Buildings at Disaster Areas’ by using the data acquired.



SAYIN Barış

Danışman : Prof. Dr. Ekrem MANİSALI

Anabilim Dalı : İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı

Mezuniyet Yılı : 2009

Tez Savunma Jürisi : Prof. Dr. Ekrem MANİSALI (Danışman)

Prof. Dr. Tuncer ÇELİK (Beykent Ünv., Müh.-Mimarlık Fakültesi)

Prof. Dr. Ali PINAR ( İ.Ü. Müh. Fak.)

Prof. Dr. Namık K. ÖZTORUN ( İ.Ü. Müh. Fak.)

Prof. Dr. Zekai CELEP ( İ.T.Ü. İnşaat Fakültesi)
Lif Takviyeli Plastik Levhalar ile Güçlendirilmiş Betonarme Kirişlerin Yük Taşıma Kapasitesinin Belirlenmesi

Sunulan çalışmada, betonarme kirişlerin FRP (lif takviyeli plastik) levhalarla güçlendirilmesi konusu incelenmiştir. Konu, FRP ile güçlendirilmiş betonarme kirişlerin yük taşıma kapasitesini etkileyen parametrelerin incelenmesini kapsamaktadır. Çalışma; literatür araştırması, deneysel çalışma ve sonlu elemanlar analizi aşamalarından oluşmaktadır.


Birinci bölümde, güçlendirme yöntemlerinin Türkiye’deki sürecinden bahsedilerek, güçlendirme uygulamaları ile ilgili kısa bilgiler verilmiştir. Betonarme kirişlerin FRP ile güçlendirilmesinde dikkat edilmesi gereken noktalar vurgulanmıştır. Daha sonra, çalışmanın amacı ve kapsamı başlığı altında, çalışmanın gerekliliğini oluşturan sebepler ve çalışma sürecindeki adımlar belirtilmiştir. Birinci bölümde son olarak, deneysel çalışma hakkında bilgiler verilmiştir.
Çalışmanın ikinci bölümünün ilk kısmında, araştırmacıların konuyla ilgili çalışmaları kısaca anlatılmış ve çalışmalarından elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. Sonrasında, çalışma konusuyla paralel olan deneysel, analitik ve nümerik çalışmalardan altı tanesinin amacı, çalışma adımları, analitik kısımları, deney programı, nümerik analizleri ve sonuçları ayrıntılı olarak verilmiştir.
Üçüncü bölüm, gerçekleştirilen deney programını, ANSYSWB sonlu elemanlar programının teorik esaslarını ve programda betonarme kiriş modelinin oluşturulmasını içermektedir. Deneydeki betonarme kirişlerin test edildiği cihazlar hakkında bilgiler verilmiş, betonarme kiriş ve FRP malzeme değerleri belirtilmiştir. Betonarme kirişlerin üretilme aşamaları ve FRP’nin kirişe uygulanma detayları açıklanmıştır.
Bulgular kısmında, deneylerde elde edilen değerler grafiklerle verildikten sonra, ANSYSWB programında kiriş model analizinden elde edilen sonuçlar belirtilmiştir. Deneysel sonuçlarla sonlu eleman analiz sonuçları arasında değerlendirmelere yer verilmiştir.
Son bölümde, yapılan çalışma ile ilgili sonuçlar sunulmuştur. Değerlendirme kapsamında, çalışma adımları kısaca özetlenmiş ve sonuçlar verilerek çalışmanın bir bütün olarak algılanması sağlanmıştır. Son olarak, çalışmanın getirildiği nokta vurgulanarak, gelecekte yapılacak çalışmalar hakkında önerilere yer verilerek çalışma sonuçlandırılmıştır.

 

Determination of the Load Bearing Capacity of Fibre Reinforced Plastic Laminates Strengthened RC Beams

In this thesis, strengthening of reinforced concrete beams with FRP (Fibre Reinforced Plastic) laminates is examined. The parameters that affect load bearing capacity of reinforced concrete beams strengthened with FRP are reviewed. The study consists of literature research, experimental work and finite element analysis phases.
The first section provides brief information on the historical development of the strengthening methods used in Turkey and explains the strengthening applications. The important issues that need be considered when reinforced concrete beams are strengthened with FRP are highlighted. The purpose, importance and scope of the study are explained and the procedural steps are then identified. Finally, information about the experimental work is provided.
The second section gives a literature review of the subject and the findings of the researchers are reported. After that, the objectives, work steps, analytical parts, experimental programs, numerical analysis and results of the six relevant experimental, analytical and numerical studies are discussed in detail.

The third section explains the performed experimental program, the theoretical basis of the ANSYSWB finite element program and the development of the reinforced concrete beam model. Information about the devices used to test reinforced concrete beams is provided and the specified values for reinforced concrete beams and FRP materials are specified. The production stages of reinforced concrete beams and the application details of FRP to beams are also described.


The results section illustrates the data obtained from the experimental studies in graphic formats and specifies ANSYSWB program results obtained from the analysis of the beam model. The evaluation between the experimental and finite element analysis results is also provided.
In the last section, conclusions of the study are presented. The study steps and the results are summarized to illustrate and analyse the study as a whole. Finally, the statements on the implications of the study and some suggestions for future research are presented.

MADEN MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI

KARADOĞAN Abdülkadir

Danışman : Prof.Dr. Ali KAHRİMAN

Anabilim Dalı : Maden Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Ali KAHRİMAN

Prof.Dr. Nuh BİLGİN (İ.T.Ü),

Prof.Dr. N. Enver ÜLGER

Doç.Dr. Cengiz KUZU (İ.T.Ü),

Doç.Dr. Ataç BAŞÇETİN

Patlatmadan Kaynaklanan Titreşimler için Ulusal Yapı Hasar Kriterleri Oluşturulabilirliğinin Araştırılması

Patlatmanın kaçınılmaz olduğu madencilik, taş ocakçılığı, inşaat altyapı kazıları, kuyu-tünel çalışmaları, boru hattı çalışmaları, baraj inşaatı gibi çeşitli sektörlerde; patlatmadan kaynaklı yersarsıntısı ve hava şokundan kaynaklanan çevre problemleri ile sıkça karşılaşılmakta, tartışılmakta ve hukuka intikal etmektedir. ABD, AB üyesi ülkeler ve diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemiz için de patlatma kaynaklı çevresel sorunların minimize edilebilmesi ve hukuksal sorunları en aza indirgemeye yönelik bir standardın oluşturulması zorunludur. Avrupa Birliğine Üyelik çalışmalarının hız kazandığı ve Avrupa Birliği Kriterlerinin uygulanması zorunluluğu da düşünüldüğünde, bu çalışmanın çok önemli olduğu açıkça görülmektedir. Yani ülkemize özgü, konu ile ilgili bir standardın oluşturulması kaçınılmazdır. Böyle bir standart ancak bilimsel yöntem ve tekniklerin, konunun uzmanları tarafından uygulamalı olarak çalışılması ve uygulanması ile mümkün olacaktır.

Bu araştırmanın amacı, patlatmalı kaya kazılarından kaynaklanan yer sarsıntısı ve hava şoku parametrelerinin tahmini ve ulusal hasar kriterlerinin oluşturulmasına esas olabilecek veri ve ilkelerin ortaya konulmasıdır. Böylelikle, hem AB standartlarına ulaşılması ve hem de patlatmalı kazı dolayısıyla yaşanacak olan gerek çevresel gerekse hukuki sorunların minimize edilmesi bakımından önemli bir başlangıç ve katkı yapılmış ve “Ülkemize özgü patlatma risk analizine dayalı bir kriter modeli” önerisi sunulmuştur.

Araştırma kapsamında, öncelikle farklı kaya birimlerine dayanan patlatma uygulamalarında oldukça çok sayıda titreşim kayıtları alınmış, kaya birimleri için titreşim hızı tahminleri, frekans analizleri de yapılarak, çevredeki yapılar ve sakinlerin davranışları ile ilgili gözlemler incelenerek yapılmıştır. Bu veriler kullanılarak risk analizine dayalı bir patlatma hasar kriteri oluşturulmuş ve önerilmiştir.


The Investigation of Establishing the National Structure Damage Criteria for The Ground Vibration Induced by Blasting

The environmental problems such as vibration, and air blast are often faced, and discussed on mining, quarrying, civil constructions, shaft-tunnel, pipeline, and dam operations where blasting is inevitable. It is necessary to establish national standards towards to minimize the environmental problems induced by blasting and judicial matters in our country as it is in USA, EU countries and the other developed countries. This necessity and the obligatory of accepting the European Union criteria for Turkey that has started the procedure of joining to EU emphasize the importance of this project. In other words, the establishment of a particular national standard related with this subject is inevitable for turkey. This will be possible only by studying, applying scientific methods and techniques by the experts.

The main goal of this study is to estimate the structural damages produced by ground vibration and airblast in blasting excavations and to present data and principles on which a national damage criteria can be established. So, a major contribution were made in terms of reaching EU standards, a significant beginning for the minimization of environmental and judicial problems and the solution of these problems. A damage criteria and standards based on risk analysis specific to Turkey were also presented.

In this study, first, a numerous number of vibration records were taken in blasting operations performed at different rock units. For these rock units, particle velocity predictions and frequency analysis were done. At the same time, human response and structures in the neighborhood of these blasts were also observed and investigated. A damage criteria based on risk analysis was established and proposed by using these collected data.



ÇİNKU Kenan

Danışman : Prof.Dr. Şafak G. ÖZKAN

Anabilim Dalı : Maden Mühendisliği

Mezuniyet Yılı : 2008

Tez Savunma Jürisi : Prof.Dr. Şafak G. ÖZKAN

Prof.Dr. Mehmet Sabri ÇELİK (İ.T.Ü),

Prof.Dr. Ali KAHRİMAN

Prof. Dr. Ayhan Ali SİRKECİ (İ.T.Ü),

Doç.Dr. Gül HİSARLI

Aktivasyon Yöntemleri İle Bentonit’ten Su Bazlı Kıvamlaştırıcı Üretiminin Araştırılması

Doktora tezi olarak yürütülen bu çalışma kapsamında önemli bir kullanım potansiyeline sahip olan Bentonit esaslı "Su Bazlı Kıvamlaştırıcı" elde edilmesi amaçlanmıştır. Bentonit kullanılarak elde edilen su bazlı kıvamlaştırıcıların su bazlı boyalarda “Reolojik Katkı Maddesi” olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır.

Ülkemizde boya sanayinde kullanılan reolojik katkı maddelerinin tamamına yakını halen yurt dışından ithal edilmektedir. Bu nedenle özellikle Na-Bentonitten “Su Bazlı Kıvamlaştırıcı” adı verilen, “Reolojik Katkı Maddesi” elde edilmeye çalışılmıştır. Deneysel çalışmalarda Na-Bentonit, Ca-Bentonit ve ara tip bentonitler kullanılmıştır.

Karakterizasyon çalışmaları sonucunda yüksek şişme özelliğine sahip bir sodyum bentonit olan Reşadiye bentonitinin mineralojik incelemeler sonucunda, kuvars, kalsit, biyotit ve feldspat gibi safsızlıkları içerdiği belirlenmiştir. Bu safsızlıkların uzaklaştırılarak Sodyum bentonit’çe zengin ürün elde edilmesi ve elde edilen Na-bentonit’çe zengin üründen farklı aktivasyon yöntemleri ile su bazlı sistemlerde kullanıma uygun nitelikte “Su Bazlı Kıvamlaştırıcı” üretimi için bir çok deney yapılmıştır.

Deneysel çalışmalar dört safhada yürütülmüştür.

İlk safhada bentonit numuneleri içerisinde mineralojik ve kimyasal analizlerle belirlenen safsızlıklar (kuvars, kalsit, feldspat, biyotit v.b.,), kil zenginleştirmede yaygın olarak kullanılan hidrosiklon yardımıyla uzaklaştırılmıştır. Detaylı hidrosiklon deneyleri ile Montmorillonit içeriği yüksek konsantreler elde edilmiştir.

İkinci safhada hidrosiklon ile safsızlıkları büyük oranda uzaklaştırılan bentonit numunelerinden yüksek şişme ve viskoziteye sahip olması nedeniyle Reşadiye Na-bentonit konsantrelerine “Mekanik Aktivasyon” uygulanmıştır.

Üçüncü safhada ise mekanik aktivasyonun önemi ortaya konduktan sonra çeşitli inorganik bileşikler yardımıyla inorganik aktivasyon deneyleri gerçekleştirilmiştir.

Son olarakta çeşitli organik bileşikler kullanılarak organik aktivasyon deneyleri yapılmıştır.

Deneysel çalışmalar esnasında özellikle MgO kullanarak elde edilen inorganik katkılı bentonit esaslı su bazlı kıvamlaştırıcı ürünlerin, tüm Dünyada boya endüstrisinde yaygın bir şekilde kullanılan ticari ürünler olan; Bentone EW ve Optigel CK’dan haha yüksek viskoziteye sahip olduğu görülmüştür. LiCl kullanılarak elde edilen inorganik katkılı bentonit esaslı su bazlı kıvamlaştırıcı ürünlerin ise MgO’li ürünlere oranla daha stabil olduğu bunun da daha negatif zeta potansiyeline bağlı olduğu anlaşılmıştır.



Investigation of Water Based Rheological Agent Production from Bentonites by use of Activation Methods

Within this doctoral thesis it’s aimed to produce a water based thickening agent from raw bentonites which has an important utilization potential in industry. Use of this water based bentonite rhelogical as thickener in water based paints is also investigated.

Most rheological additives used in local paint industry are imported from foreign countries. Therefore, a rhelogical additive named as water based rheological agent was produced in this study using Na-bentonites, Ca-bentonites and mixed type bentonites.

The characterization studies employing mineralogical tools on Reşadiye bentonites revealed that a sodium bentonite with high swelling properties, as the main constituent, and quartz, calcite, biotite and feldspar as associated impurities are present.

Many different experiments were carried out to produce a concentrate rich of Na-bentonite after removal of impurities in order to get a suitable water based rheological agent through different activation methods suitable for water based systems.

Experimental studies included four main steps;

In the first step, a series of hydrocyclone processing used to remove the impurities (quartz, calcite, biotite and feldspar, etc.) from bentonites after detailed mineralogical and chemical analyses. The montmorillonite rich concentrates were produced hydrocyclone separation.

In the second, step mechanical activation was applied to Reşadiye Na-bentonite concentrates wich exhibited high swelling properties and viscosites upon removal of the impurities by hydrocycloning.

In the third step, inorganic activation tests with help of various inorganic compounds were performed to optimize the conditions of mechanical activation. Finally, organic activation tests were also conducted using various organic compounds.

The experimental studies espacially proved that a water based thickening agent produced by utilizing MgO as an inorganic additive because it imparts higher viscosity values to the mixture compared to Bentone EW and Optigel CK which are mainly used as commercial products in paint industry. Use of LiCl instead of MgO as an inorganic additive for water based rheological agent in bentonites produced more stable mixture due to its higher negative zeta potential.





Download 0.98 Mb.

Share with your friends:
1   ...   14   15   16   17   18   19   20   21   22




The database is protected by copyright ©ininet.org 2024
send message

    Main page